25 Ocak 2010 Pazartesi

istiklâl marşı'nda aksıyan bir taraf var

0 yorum

kuvâyi milliye

(...)

sekizinci bap

26 ağustos gecesinde saatlar
iki otuzdan beş otuza kadar
ve
izmir rihtimindan akdeniz'e
bakan nefer

(...)

saat beşe on var.

kırk dakka sonra şafak
--------------------------sökecek.
«korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak».
tınaztepe'ye karşı kömürtepe güneyinde,
on beşinci piyade fırkası'ndan iki ihtiyat zabiti
ve onların genci, uzunu,
darülmuallimin mezunu
---------------------------nurettin eşfak,
mavzer tabancasının emniyetiyle oynıyarak
------------------------------------------konuşuyor :
------ -bizim istiklâl marşı'nda aksıyan bir taraf var,
--------bilmem ki, nasıl anlatsam,
--------âkif, inanmış adam,
--------fakat onun, ben,
---------------inandıklarının hepsine inanmıyorum.
--------meselâ, bakın :
--------«gelecektir sana vaadettiği günler hakkın.»
--------hayır,
--------gelecek günler için
----------------------------gökten âyet inmedi bize.
--------onu biz, kendimiz
-----------------------vaadettik kendimize.
--------bir şarkı istiyorum
---------------------zaferden sonrasına dair.
--------«kim bilir belki yarın...»

(...)
Nazım Hikmet



(Not: alıntılarla boğulmuş bu blogun sonu belki yarın belki yarından da yakın)

17 Ocak 2010 Pazar

resulullahla benim aramdaki farklar

0 yorum

-resulullahla benim aramdaki farklar-

resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim.
resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,
ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam.
resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

resulullah azrail’i yolda görse tanırdı;
ben azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.

resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey allah’ın resulü;
fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?

resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘kızım ha gayret!’;
ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘anneciğim ölmesen…’

ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘anneciğim seni ben…’;
annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz.

resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.

ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının

anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…

resulullah çok şanslı bir insan
annesi öldüğünde o küçücüktü;
benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.

annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü.?
ah muhisn ünlü

09 Ocak 2010 Cumartesi

cemal süreya...

2 yorum


şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüşüyoruz
gökyüzünün o meşhur maviliğinde

Cemal Süreya.

ne zaman Cemal Süreya okusam düşünmeye başlarım. Cemal Süreya gibi biri bana aşık olmayacaksa, bana O'nun gibi şiirler yazmayacaksa yaşamın anlamı ne diye. sonra derim ki öyle biri olacak, olacak. bugün usta şair'in, bu güzel insanın ölüm yıldönümü, anmak istedim, çünkü severim.

31 Aralık 2009 Perşembe

evleniyorum

0 yorum

Evet sevgili okur… evlilik hazırlıklarına girişmiş bulunmaktayım. Hmm ne? Erken mi? Yok, canım. Hem altı ay sonra resmi olarak onsekizime gireceğim, hiç bi manim de olmicek hani.
Evlenceğim zat kim merak ediyo olabilirsiniz, doğaldır. Ben de merak etmiyo değilim hani. Bu fikrin aklıma nerden düştüğüne gelince; şimdi malumunuz hayat zengine güzel, fakir olana kaka. Buradan çıkan sonuç hayat bana kaka. Mesela zengin çocuğu kişisi çalışmak zorunda değildir. Çalışmadan da gayet tabi üniversite mezunu olabilir bu insan kişisi. Yahut üniversite bitirmese bile babasından kalma şirketler zincirinin başına geçebilir. Ben ise eşek gibi çalışmak zorundayımdır ki bu da iyi yaşam şartlarının garantisi değildir. Eşek gibi çalışsam da işsiz kalabilirim yahut emeğimin karşılığını alamayabilirim.
Ha diceksin ki şimdi bu her şeyin bi bedeli var zengin çocuğu kişisinin anası babası zamanında eşek gibin çalışmış falan. Bebeğim yaaa benim anam babam da armut toplamadı heralde. Ha armut toplamış olsalar bile bu anayı babayı ben mi seçtim de benim hayatım sikiliyo. Niye ben koşuya bi adım geride başlarken zengin çocuğusu beş adım ilerde başlar hııı? Dayımın biri demiş ki, mülkiyet hırsızlıktır. Hı bende derim ki.
He işte tam bu noktada oldu her şey. Dedim ki böyle derin düşünme. Mazalah anarşist falan oluverirsin, ediverirsin. Aman diyim yazık olur yani. Hayır o değil yine aç bilaç yaşarsın yani. Dedim sen gel zengin bi koca bul.
Evlenme kararımı böyle aldım işte sevgili okur. Ama koca bulmaya girişmedim henüz. Maldivlerde villası, birkaç adet gemiciği olan okurlarım size buradan evlenme teklifi ediyorum açıkça. Evlenebiliriz gerçekten bi mani yok yani.
Zengin koc a kişisi, hasretinden prangalar eskittim lan, gel gari gel.

22 Aralık 2009 Salı

füruğ ferruhzad

0 yorum










füruğ ferruhzad, çok değerli iranlı bir şair. geçende bi köşe 
yazısında tanıdım bende kendilerini..
harika şiirleri olmakla birlikte çok taş bi hatun kişisi. 
bi tane de şiirini koyayım, okuyun güzelleşin.



yaşamak belki
bir kadının her gün filesiyle geçtiği uzun bir caddedir
yaşamak belki
bir adamın kendini astığı bir iptir
yaşamak belki okuldan dönen bir çocuktur
yaşamak belki sevişme arasında yakılan bir sigara
ya da bir yayanın şapkasını kaldırarak
bir başkasına anlamsızca gülümseyip "günaydın" diyen şaşkın bakışıdır
yaşamak belki
senin gözbebeklerinde harap olan bakışımın kapandığı andır
ve benim
onun ay algılayışıyla karanlık kavramını karıştıracağım duygusudur

11 Aralık 2009 Cuma

içtima

0 yorum

İçtima
- Yorgun asker! Komik asker! Efkârlı asker! Salak asker! Ruh hastası asker! Kullanılmış asker! Köle asker! Maymun asker! Günaydın!
- Sağol!
- Hiç uyuyamadın değil mi? Hep kabus gördün değil mi? Dönemeyeceğini düşündün değil mi? Koynunda taşıdığın resimlere çıkarıp çıkarıp baktın değil mi hanım evladı gibi? Basit olduğunu, sana “kahraman” diyerek parmağımızda oynattığımızı yine anlayamadın değil mi? Sana yarrağımızdaki kıl kadar değer vermediğimizi çakamadın değil mi? Aslında bizlerin korkak, senin cesur olmanın düzenin işine geldiğini fark edemedin değil mi? Nasılsın?
- Sağolll!
- Siz de sağ olun. Çünkü ölmek için bize lazımsınız!

amitçi
tersten yazılınca bazı şeyler farklı hayaller doğurur

küçük iskender



bi ara kendi yazılarımı da koycam. böyle düşüncelerim var yani. hadi baaay.

26 Kasım 2009 Perşembe

van der waals'e açık mektup

7 yorum

Ey van der waals !

Yaklaşık iki aydır adını duymaktayım. İlk zamanlarda senin kimyacının metresi olduğunu falan düşünmüştüm.  Fakat zaman gerçekleri öğretiyormuş insana. Gel zaman git zaman sınav gecesi çattı. Sonunda senin kimyacının sevgilisi değil, yasa gibin bi şey olduğunu kavradım. Zaten senin kimyacıyla aşk yaşayacak kadar zevksiz olamayacağını düşünmüştüm hep. Valla bak.

Derinlerine inemedim. Özel hayatına saygı duymak istedim. Bunun sonucu olaraktan kimyadan 38 aldım. Şimdilerde seni öğrendim van der waals.  Fakat bir sorun var. Seni öğrendim de noldu ? Hakkatten noldu hacı ? hayatımda ne değişti ? hala şaban filmleri izleyip gülüyoruz, hala evde kuru fasülye yiyoruz hatta kimisi yiyemiyor da.

Niye sayısal seçtin geyiklerine girme nolursun. Baydın gari. Bende sözel bölümler okumak isterdim tabi. Felsefe falan hoş olurdu yani. Ama şu an ki halimden farkım ne olcaktı ? miryakefalon savaşı olsun divan edebiyatı olsun bunlar da beni pek ilgilendirmiyor açıkçası.  Bunları da geçtim  14 yaşında verdiğim karar hayatımı mı karartcak lan. Ha diceksin okuma kardeşim.  Bebeğim keyfimden mi sanıyorsun sen. Azcık da keyfimden aslında, tamam itiraf ediyorum.

Üniversite ortamı falan hoştur hani. Ama istiyorum ki okumayan insan da aç kalmasın yani ya da okumak isteyenler için de temel ihtiyaçlar dışında sosyal yaşama da zaman kalsın. robotlaşmayalım. Olma mı be.. olabilsin lütfen lütfen. Ben de insanım güler oynarım.

Kısacası böyle van der waals’ciğim. Bu kadar ünlüsün kimya kitabına falan girmişin. Bu sorunlarıma bi el at ya. Kardeşi kardeşe düşürüyorlar van der’ciğim, görüyorsun aslında sorunum katiyen senle değil. Sana saygım sonsuz uğraşmışın didinmişin küçücük şeylere yasalar yazmışın falan.. Beni anladığını ümit ediyor gözlerinden öpüyorum.

(Not: bi ara gel kuru fasülye yiyelim.)

son dakika

0 yorum

Bu internetsiz bilmem kaçıncı günüm. Evet baya zaman geride kaldı sanırım. Hayatımda internet yoktu. Kolay olmadı. Zordu.  Krizlere girdim, titreme geldi. Bana internet getirin ya da gidin ölün diye haykırdım. Kimse beni siklemedi.  Tamam abartıyorum, ama zordu yine de.

İnternete bağımlı olduğumu kabul etmezdim.  Sonunda kabul ettim bu acı gerçeği. Ama aramızda kalsın, söylemeyin kimselere. İki hafta sigara içmiyorum koymuyor da internete iki gün girmiyorum o çok koyuyor işte. Bağımlı değilmiş miş,  bak sen bokluya.

Eylem amacına ulaştı mı peki ? ı- ıh ! ders çalışmak amacıyla interneti kapamıştım. Çare değilmiş. Kitaptı filmdi kültür mantarına dönüştüm.

Eh  kötü bir durum değil aslında bence. Ama çevremce çok kaka türden bi durumdayım. 4 zayıfım var. Ygs’de say1 puan türünde tmler beni geçmişler falan gelip dalga geçiyolar. Lys’ye girmedim bile utançtan.

Durum buyken haberlerde katsayı kararı iptalini gördüm.  Kaynar sulardan sağnak yağmur yağmaya başladı o sırada. Kanalı değiştirdim, baktım hepsinde ‘son dakika’ diye yazıyo köşede falan. Bi yandan baktım grev haberi.  Cemil dayı grevi ayıplıyo falan. Gel de cinnet geçirene, yağmalayana, kırıp dökene hak verme, kolaysa hak verme bu güzel insanlara.

Bana gençliğimin baharında böyle şeyleri düşündürten, acı çektirerek belli bir olgunluk kazanmamı sağlayan sisteme ve bu sistemin gelmiş geçmiş yöneticilerine minnettarım.

24 Kasım 2009 Salı

sana kızıyorum öğretmenim.

0 yorum

Sana Kızıyorum Öğretmenim!
Elimde değil,
Kızıyorum işte!
Bana dünyanın nasıl döndüğünü öğrettin öğretmenim,
İçinde dönen dolapları öğretmedin.
Pamuğu öğrettin.
Tohumu, yaprağını ve çiçeğini
Ya onu toplayan nasırlı ellerini yoksulların?
Hele sırt üstü yatıp hazır yiyenleri niçin öğretmedin?
Öğretmenim,
Madenleri öğrettin,
Bizde ve dünyada nasıl çıkarıldığını öğrettin.
Teşekkür ediyorum…
Kimin çıkardığını, ondan aslan payını kimlerin aldığını,
İşbirlikçilerini, vatan hainlerini neden öğretmedin?
Sivrisineği, tahtakurusunu,
Tenimde kanımı emici hayvanları öğrettin.
Kendimi korumaya çalışıyorum.
Ve sana teşekkür ediyorum.
Bir de insanlar da kan emermiş,
Vampirden, keneden beter.
Evet  öğretmenim,
Kanımızı emen, bizi iliklerimize dek soyan
Emperyalizmi diyorum
Niçin öğretmedin?
İşte bu yüzden sana kızıyorum öğretmenim. Elimde değil…

21 Kasım 2009 Cumartesi

hey.

0 yorum

şimdi efenim malumunuz iternetim yok. ama yılmıyorum yazıyorum evde sıkıldıkça. dedim haftasonu babamlardan girerim bloga falan. ama yanıma almayı unuttum. yanıma almayı unutmadığım günler gelirse bu bloga yine bi şeyler yazcam yani. hadi şimdi kaybolun ya da ben kaybolim. hatta kayboldum. bayss..

13 Kasım 2009 Cuma

çetlag

0 yorum

s :
*vakit tamamm seni terkediyoruumm bütün alışkanlıklardan öteyeee
*yorumsuz bir hayatı seçiyoruum

*doymadım inan kanmadım sevgiye

*seninle bir bütün olabilirdik
*hoşcakal canımın içi hoşçakaaaa
l
b :
*hoşçakaal hoşçakaaal ben bi kısrak gibi gelmişim dünyayaaa

*terkedilmek kaderimde var
*yani sen ciddi cddi msn de olmucan her akşam

*face de vidyo paylaşmıcan
*ff yi takip etmicen
*blopg yazmıcan ha

s :
*bundan sonra feysbuk şifremi vereyim sana
*paylaşcaklarımı söylerim sen paylaşırsın artık 

b :
*hahaha
*yakışıklı erkekleri eklerim senin yerine
*senmişsin gibi konuşurum
*msn şifreni de ver
*msn e de eklerim

s :
*evet mantıklı aşslkas

b :
*seni kanka yaparım
*sdşfl

s :
*evet yapabilirsn aşslkas

b :
*ff şifreni de ver
*milletle kavga ediyim şflsdg
*blogır şifreni de hatta
*senin yerine yazabilirim gerçekten
*şizofreniye doğru gider

s :
*kendi fotolarını koyarsın arada değiştirirsin

b :
*senn hesabı kaparım yada
*ben adımı değiştiririm
* b.y s.ş yaparım
*sevgililer ortak feys alıyo ya:D

s :
*asşlkasş

b :
*şş bana güven pıtırcık :P
*ikimizin olcak o feys
*sevgi olcak
*emek olcak
*aşk olcak

s :
*arada not falan da yaz
*ben sana mesaj atarım
*araştırır bulur yazarsın
*bloguda şöyle yapcaz bak
*ben sana blog yazılarımı bundan sonra mektupla yollucam
*sende yayınlıcan

b :
*V'nun her vidyosunu beğenirim senin hesaptan için rahat olsun :D:D




son bi kez cıvıtalım dediydik büdü ile. neden son bir kez ? internetiğimi kapıcam. üşenmeyip gidersem tabii ama kapayana kadar adsl kablosunu keseyim dedim. bu harika fikri veren berkay sözbilir'e de teşekkür ediyorum.
şimdi yatıyorum sevgili blog. kurdela keser gibi adsl kablosunu kesicem az sonra. bugün hayatımın geri kalanının ilk günü sayın seyirciler falan diye iyice krolaşıyım ki beni kro hatırlıyın aşslkaşsla. hoşçakalın. muckss

11 Kasım 2009 Çarşamba

tabularımız..

1 yorum

birçok tabu var hepimizin beyinlerinde. kimini yıkmayı başardık kimi hala duruyor orda ama kabul etmiyoruz.
peki tabu nedir ?  sorgulamaya kalkıştığımızda kendimizi adi hissettiğimiz, en büyük günahı işliyormuş gibi hissettiğimiz şeyler. tabuları yıkmayı geçtim bir şeyin tabu olduğunu kabul etmek bile zordur. çünkü tabular sorgulanmadığı için yanlış olma ihtimali yüksektir. bunu da kabul edemeyiz.
peki çok okumuş olanın tabuları yok mudur ? hayır okumakla doğrudan ilintili değildir bu. doğduğun andan itibaren bir şey sana mutlak doğru olarak öğretilmişse okudukların da o doğrultuda olduysa hep, tabuların olabilir gayet. o senin için doğrudan öte gerçek olmuştur. gerçekten şüpheye gerek duymayız. bu sözde gerçeğimizin zıttı bir şeyler okuduk mu da 'acaba' demeden yanlış diye yaftayı yapıştırırız.
tabularımızı yıkalım. düşünürken günah işlediğimizi sanalım, utanalım, sıkılalım hatta kendimizi şerefsiz gibi hissedelim ama tabularımızı yıkalım.

08 Kasım 2009 Pazar

hey tanrı.

1 yorum

...
birkaç yıl önce dinle ilişkimi kesmiştim. gerçek olduğunu varsayarsak insanları aptallaştırıyor veya aptalları çekiyordu. gerçek değilse, aptallar daha da aptaldırlar.
...
peki, tanrı diyelim ki varsın. bu çıkmaza sen soktun beni. beni sınamak istiyorsun. bir de ben seni sınayayım, ne dersin ? senin orda olmadığını iddia ediyorum. ailem ve çıbanlarla gerçekten zorlu bir sınava soktun beni. ben senin sınavından geçtim sanıyorum. ben senden daha zorluyum. hemen şimdi aşağı inersen yüzüne tüküreceğim. senin bir yüzün varsa eğer. ve sıçar mısın ? rahip bu soruyu yanıtlamadı. şüphe etmememizi söyledi bize. neden şüphe etmemek ? benimle fazla uğraştığını düşünüyor ve bu yüzden seni sınamam için aşağı inmeni bekliyorum!
bekledim hiçbir şey olmadı. tanrıyı bekliyordum. uzun süre bekledim, uyumuş olmalıydım.

valla ben demedim bukowski demiş.

04 Kasım 2009 Çarşamba

şit - çaklıt.

7 yorum

unutmamak gerek ki bi insan kişisi şitse şittir. ikinci şansta çaklıta dönüşmez . pek bir şey değişmez yani. şit bir insan kişisine ikinci bir şans fazladır. yok ben illa ikinci şansı vercem diyosanız bi çaklıt beklemeyin en azından.
bir de şey olayı var; "seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli." hı hı evet katılıyorum. çünkü bu şit ve çaklıt aynı renkte falan ya karışabiliyor, uzaktan kokusu gelmiyo ya ondan olabilir. uzaktan çaklıt, yakından şit. tabi bokun tadına vardıktan sonra onu uzağa da koysan çaklıta benzemiyo bi daha. bok la bu diyosun. ha diyemiyorsan zaten uzağa da koymuyorsun. peki neden diyemiyorsun bu şit kardeşim diye ? çünkü burnumuzda koku soğancığı diye bi zımbırtı var. bi kokuyu çok uzun süre aldın mıydı koku soğancığı yoruluyo duruyo koku almamaya başlıyo. hani leş kokan bi yere girdiğinde ilk rahatsız olursun sonra alışırsın ya işte o koku soğancığının tembelliğinden. bok kokusuna da öyle alışıyorsun ki arada bi bu çaklıt mı diye karıştırıyosun.

Some men are like chocolate,
but most of them are like shit!
And if you don't have the experience,
to spot that tiny difference,
you're likely to fall for all of it.
 


yani türkçe meali;

bazı erkekler çikolata gibidir
ama çoğu bok gibidir
eğer deneyimin yoksa
bu küçük farkı ayırt edecek
her ikisine de aşık olabilirsin.


bu süpersonik şarkıyı dinleyin istedim ama yüklemeye üşendim. ama link verim bak yine, tık yap.
bol çaklıtlı az şitli günler dilerim..


02 Kasım 2009 Pazartesi

...

4 yorum

her terk, ters bir haçla başlar.
her sevda, bir tecavüz saklar.
her muamma, bir çözümle başlar.
her intihar, bir hayaldir.
hiçbir hayvan doğan yavrusuna ad koymaz ve öldüğünde yavrusu, dua etmez başında.
hayvanlar, diktatörleri sevmez.
bu hayat bizi emzirmedi.
karşımızdaki sevgililer birer kalemtıraştı!
biz onları yazdıkça bittik.
biz bittikçe, onlar bizi hep yeniden açtılar!

ben demedim, küçük iskender dedi.